Konu Değerlendirmesi:
  • 0 Oy(lar) - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Şeytana Sövmek Yerine Allah’a Sığınmak
#1
RasitTunca-4 
   

Şeytana Sövmek Yerine Allah’a Sığınmak

“Şeytana sövmeyiniz” anlayışı ve şeytan karşısında müminin tavrı üzerine bir değerlendirme

İnsan hayatında zaman zaman beklenmedik sıkıntılar, aksilikler ve can sıkıcı olaylar meydana gelir. Ayağımız takılır düşeriz, elimizdeki bardak kırılır, önemli bir işimiz ters gider, arabamız çalışmaz, yetişmek istediğimiz otobüsü kaçırırız veya hiç beklemediğimiz bir anda bir problemle karşılaşırız.

Böyle zamanlarda insanın ağzından bazen:

“Hay aksi şeytan!”

gibi sözler çıkar.

Hatta bazı insanlar bununla da kalmayıp şeytana küfreder, lanet eder veya başına gelen her olumsuzluğun sebebi olarak şeytanı görür.

Peki Müslümanın böyle bir durumda tavrı nasıl olmalıdır?

“Şeytana Sövmeyiniz” Sözü Hadis Midir?

İnternette zaman zaman:

“Şeytana sövmeyiniz. Çünkü o Allah'ı biliyordu ve hakikati ezelde gördü. Seninle üzerine aldığı görev sebebiyle savaşıyor. Gafil olan, Allah'ı unutan ve yenilen sensin.”

şeklinde bir sözün hadis olduğu ileri sürülmektedir.

Ancak bu sözün bu şekliyle güvenilir hadis kaynaklarında geçtiğini doğrulayamadım.

Bu nedenle bu ifadeyi Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) kesin olarak söylediği bir hadis şeklinde nakletmek doğru olmaz.

Fakat sözün içerisinde anlatılmak istenen düşünce, bazı sahih rivayetlerde bulunan bir anlayışla ilişkilendirilebilir:

İnsan, başına bir sıkıntı geldiğinde şeytanı büyütmek ve ona güç atfetmek yerine Allah'a yönelmeli, O'na sığınmalı ve O'nun adını anmalıdır.

İşte bu konuda elimizde sahih kaynaklarda yer alan önemli bir rivayet bulunmaktadır.

“Hay Aksi Şeytan” Deme!

Ebû Dâvûd'da rivayet edilen hadiste, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir yolculuk sırasında devesinin üzerinde bulunan bir sahâbînin, hayvanın ayağı tökezleyince:

“Hay aksi şeytan!”

dediğini işitir.

Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur:

“Hay aksi şeytan deme. Çünkü bunu söylediğin zaman şeytan büyür ve ev kadar olur. ‘Benim gücümle yaptım’ der. Fakat ‘Bismillah’ dediğin zaman şeytan küçülür, sinek kadar olur.”

(Ebû Dâvûd, Edeb, 4982)

Buradaki anlatım son derece dikkat çekicidir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bize, başımıza gelen her aksilikte şeytanın adını anarak onu zihnimizde büyütmek yerine Allah'ın adını anmayı öğretmektedir.

Şeytanı Büyütmek Mi, Allah'a Sığınmak Mı?

Buradaki “şeytan büyür” ifadesini, hadisin verdiği mesaj çerçevesinde değerlendirmek gerekir.

İnsan sürekli:

“Şeytan yaptı, şeytan yüzünden oldu, şeytan beni engelledi...”

diye düşündükçe, farkında olmadan şeytanı zihninde olduğundan daha güçlü bir konuma getirebilir.

Oysa müminin asıl yapması gereken, şeytanın gücüne odaklanmak değil, Allah'ın kudretine sığınmaktır.

Bu sebeple başımıza bir sıkıntı geldiğinde:

“Bismillâh”

demek, Allah'ı hatırlamak ve O'na yönelmek çok daha güzel bir tavırdır.

Kur'an-ı Kerîm'de de şeytanın vesvesesine karşı Allah'a sığınmamız emredilmektedir:

“Eğer şeytandan gelen bir vesvese seni dürterse hemen Allah'a sığın.”

(A'râf, 7/200)

Yine:

“De ki: İnsanların Rabbine, insanların Melikine, insanların İlâhına sığınırım.”

(Nâs, 114/1-3)

buyrulmaktadır.

Mümin Şeytanın Adını Değil Allah'ın Adını Öne Çıkarır

Burada çok ince bir nokta bulunmaktadır.

Biz çoğu zaman “Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm” diyerek şeytandan Allah'a sığınırız.

Fakat burada bile dikkat edilmesi gereken şey, asıl sığındığımız varlığın şeytan değil Allah olduğudur.

Yani mümin:

“Şeytan ne yapacak?”

diye korkuya kapılmak yerine:

“Allah benimle beraberken şeytanın bana karşı ne gücü olabilir?”

diye düşünmelidir.

Çünkü şeytanın insan üzerindeki etkisi zorlayıcı ve mutlak bir güç değildir. Kur'an-ı Kerîm'de şeytanın kendi durumunu anlatırken:

“Benim sizin üzerinizde bir gücüm yoktu; sadece sizi çağırdım, siz de bana uydunuz.”

dediği bildirilir.

(İbrâhîm, 14/22)

Bu ayet, insanın sorumluluğunu da ortaya koymaktadır.

“Gafil Olan Sensin” Sözünün Anlamı

İşte başta sözünü ettiğimiz, hadis olarak doğrulayamadığımız ifadenin anlatmak istediği düşünceyi bu çerçevede değerlendirebiliriz.

Şeytan, insanı Allah'tan uzaklaştırmaya çalışır.

İnsan ise gaflete düşüp Allah'ı unutursa, şeytanın vesvesesine açık hâle gelir.

Bu durumda insanın yapması gereken şey şeytana küfretmek değil, kendi nefsini ve gafletini sorgulamaktır.

Çünkü şeytanın görevi insanı imtihan etmek, vesvese vermek ve kötülüğe çağırmaktır.

Fakat insanın da iradesi vardır.

Şeytan çağırabilir; fakat insan o çağrıya uymak zorunda değildir.

Şeytan vesvese verebilir; fakat insan Allah'a sığınabilir.

Şeytan günaha davet edebilir; fakat insan:

“Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm”

deyip Allah'a yönelebilir.

İşte mümin ile şeytan arasındaki mücadelede asıl mesele budur.

“Pis Olana Pis Demeyelim Mi?”

Burada şöyle bir soru da akla gelebilir:

“Ya Resûlallah! Pis birisine pis demeyelim de ona tertemiz bir insan mı diyelim?”

Elbette mesele böyle değildir.

Kötülüğü kötü olarak bilmek başka, kötülük yapan varlığa sürekli sövmek ve onu zihnimizde büyütmek başkadır.

İslâm bize kötülüğü güzel göstermemektedir.

Şeytanın düşman olduğunu Kur'an açıkça bildirmektedir.

“Şüphesiz şeytan sizin düşmanınızdır; siz de onu düşman edinin.”

(Fâtır, 35/6)

Dolayısıyla şeytanı düşman bilmek gerekir.

Fakat düşman bilmek ile ona sövmek aynı şey değildir.

Mümin şeytanın düşman olduğunu bilir ama mücadelesini küfür, hakaret ve öfke üzerinden değil, Allah'a sığınarak verir.

Karanlığa Küfretmek Yerine Bir Mum Yakmak

Bu noktada güzel bir sözün anlamından da faydalanabiliriz:

“Karanlığa küfretmeyi bırak, bir mum yak.”

Bu sözün kime ait olduğu konusunda farklı nispetler bulunsa da anlatmak istediği fikir oldukça açıktır.

Karanlığa küfretmek karanlığı ortadan kaldırmaz.

Aynı şekilde şeytana küfretmek de insanı Allah'a yaklaştırmaz.

Müminin yapacağı şey, karanlığa öfkelenmek değil ışığı yakmaktır.

Yani:

Günah karşısında tövbe etmek,

Gaflet karşısında Allah'ı zikretmek,

Vesvese karşısında Allah'a sığınmak,

Sıkıntı karşısında sabretmek,

Kötülük karşısında iyiliği tercih etmek,

Şeytanın daveti karşısında Allah'ın emrine sarılmaktır.


İşte asıl mücadele budur.

Şeytana Verilecek En Büyük Cevap

Bazen insan şeytana küfrederek onu yendiğini zanneder.

Oysa şeytana verilecek en güzel cevap, onun çağrısına uymamaktır.

Şeytan seni öfkelendiriyorsa sakin olmak...

Seni günaha çağırıyorsa vazgeçmek...

Seni Allah'ı unutturmaya çalışıyorsa zikretmek...

Seni ümitsizliğe düşürmek istiyorsa Allah'ın rahmetine sarılmak...

İşte şeytana karşı gerçek zafer budur.

Çünkü şeytanın istediği, insanın Allah'ı unutmasıdır.

Mümin ise her defasında Allah'a dönerse şeytanın istediğini gerçekleştirmemiş olur.

Şeytanı Suçlamak Kolaydır, Nefsi Sorgulamak Zordur

İnsan bazen yaptığı bir hatanın sorumluluğunu hemen şeytana yükleyebilir:

“Şeytan kandırdı.”

Fakat burada insanın kendi nefsini de hesaba çekmesi gerekir.

Çünkü şeytanın vesvesesi ile insanın iradesi birbirinden farklıdır.

Şeytan çağırır.

Nefs arzular.

Fakat karar veren insanın kendisidir.

Bu nedenle mümin yalnızca:

“Şeytan bana ne yaptı?”

diye değil:

“Ben Allah'ın emrine karşı nasıl bir tavır gösterdim?”

diye de kendisine sormalıdır.

İşte insanın gerçek muhasebesi burada başlar.

Sonuç Olarak

“Şeytana sövmeyiniz, çünkü o Allah'ı biliyordu; gafil olan sensin” şeklinde internette dolaşan sözün bu şekliyle sahih bir hadis olduğunu doğrulayamadığımız için, bunu Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) ait kesin bir hadis olarak söylemek doğru değildir.

Ancak elimizde bulunan Ebû Dâvûd rivayeti, bu konunun temel mesajını açık biçimde ortaya koymaktadır:

Başımıza bir sıkıntı geldiğinde şeytanın adını öne çıkarmak yerine Allah'ın adını anmalı ve O'na sığınmalıyız.

Şeytanı düşman bileceğiz fakat onu zihnimizde büyütmeyeceğiz.

Kötülüğü kötü bileceğiz fakat öfkemizi küfür ve hakarete dönüştürmeyeceğiz.

Bir hata yaptığımızda sadece şeytanı suçlamayacağız; kendi nefsimizi de sorgulayacağız.

Çünkü şeytanın asıl istediği, insanın Allah'ı unutmasıdır.

Biz ise her sıkıntıda:

“Bismillâh”

diyerek Allah'ı hatırlarsak, her vesvesede:

“Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm”

diyerek Allah'a sığınırsak ve her günahın ardından tövbe ederek Rabbimize dönersek, şeytanın istediğinin tam tersini yapmış oluruz.

Öyleyse şeytana sövmekle vakit kaybetmek yerine Allah'a sığınalım. Şeytanın adını büyütmek yerine Allah'ın adını yüceltelim. Çünkü müminin gerçek gücü, şeytana karşı öfkesinde değil, Allah'a olan bağlılığındadır.

Rabbimiz bizleri şeytanın vesveselerinden korusun, nefsimizin şerrinden muhafaza eylesin, her türlü gafletten uyandırsın ve kendisini unutmayan kullarından eylesin. Âmin.

Bir Karoglan Raşit Tunca Makalesidir

Raşit Tunca

Schrems, 30.01.2023





Signing of Raşit Tunca

Raşit Tunca
Sevgiler Saygılarla Sunarım
Smileys-2
Yanıtla


Hızlı Erişim:


Bu Konuya Göz Atan Kullanıcılar: 1 Ziyaretçi(ler)