Konu Değerlendirmesi:
  • 0 Oy(lar) - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Star Gate/Yıldızlara Açılan Kapı ve Ölümsüzlük Suyu
#1
RasitTunca-4 
Star Gate/Yıldızlara Açılan Kapı ve Ölümsüzlük Suyu
Bir Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca Makalesi

Selamünaleyküm. Bu makalemiz bizden sonrakilere ışık tutacak inşallah-u Teala.

Masonlukta kalfalık makamına yükselen kimse zamanın Hiram ustasıdır. Yani geometri ile matematiği, sayıları birleştiren adam demektir. İslam'da da Masonluk'ta da bir şehir planı yapılırken, şehrin mimarisini oluşturan kimse, eğer masonlardan birisi ise, o şehirde doğanların ve ölenlerin ne tarafta olduğunu bilir. Mezarlığın, hastanenin ve doğum kliniğinin nerede olacağını ona göre inşa eder. Hastane ve doğum kliniği doğu tarafına, mezarlık ise şehrin batı tarafına inşa edilir. Doğanlar ve batanlar yani ölenler.

Ölümsüzlük suyuna gelince; Meryem'in kutsal kasesi, yahut o kaseden doğan çocuk, İsa'nın soyu ve suyu demektir. Masonlar iki gruba ayrılmışlardır. Birisi düşman takım, birisi dost takım. İşte 4 Haçlı askerinin Meryem annemize İsa'yı koruyacaklarına dair yemin edip söz vermiş olmaları üzerine onlar iyiler tarafındadır. Karşı taraf ise, İsa'yı ve Meryem'i yok edip insanlık soyunu tüketmeye çalışan, şeytan aleyhillane ile birlikte olan Lusifer soyu kötülerdir. İskender deli İskender ölümsüzlük suyunu aramış ömrü boyunca. O'nu da daha önceki vaazlarımızda, sohbetlerimizde ve makalelerimizde sanırım anlattık. İki suyun ve iki soyun birleştiği yerdir dedik. Hazreti Hızır ile Musa'nın ve Zuşa'nın buluştuğu yer, işte o iki soyun ve suyun birleştiği yerdir.

Bizim dinimizde peygamberler sülalesinde Hitamül enbiya olan, en son bayrak Peygamberimize verilmiştir. Peygamberimizin soyu Kerbela'da katledilmiştir. Sadece iki insan kalmıştır o soydan. Birisi Hasan Efendimiz'den olan Hz. Zeynep, birisi de Hüseyin Efendimiz'den olan Hz. Ali Zeynel Abidin. Bütün peygamber soyu artık bu iki çocuktan devam etmiştir. Onları Kerbela Faciası'ndan bir Türk anne kadın ta ki Ege Bölgesi'ne kadar kaçırmış gelmiş ve saklamıştır.
Peygamberimizden sonra halifelik sırasıyla Ebubekir, Ömer, Osman ve Ali'ye geçtikten sonra, Ali'nin evlatları olan Hasan ve Hüseyin Efendimiz'den, Hasan Efendimiz halifeliği kabul etmemiştir ve O'na rağmen katledilmiştir. Hüseyin Efendimiz halifeliği yapmıştır. Toplam süreyi belli oranlar ile hesapladığımız zaman işte 1500 sene gibi bir seneye tevafuk eder. Bunu büyük bazda hesapladığımız zaman bu kadar sene eder. Ancak bunu masonlardan İrem Usta gibi birisi hesap edebilir, İslam alimlerinden de zamanın sahibi olan kimse hesap edebilir. Bu 1500 sene dolmaya yaklaştığı zaman, artık kutuplar çakışmış olur ve güneş doğduğu yerden batar hale gelir. Yani daha doğmadan ölen insanoğlu, o soyun ve suyun artık tükenmeye yüz tuttuğunu gösterir. İnsanoğlu sıfırı tüketmiş olur. Eğer oradan ileri geçemezse, şeytan ve kötüler galip gelmiş olur.

Burada hassas ve mühim nokta şudur: İnsan soyu, Hz. Adem'in evlatlarından bir kız ve bir oğlan şeklinde üremesiyle bu hale gelmiştir. O yüzden yeni portal açıldığında da insan soyu, eğer oradan ileri geçebilirse, yine bu son halifenin iki evladından, bir kız ve bir oğlandan ileri doğru gider. Bir vahdet-i vücut olan halife vardır. Bir de onun iki evladı, bir kız ve bir oğlu. Eğer kötüler yakalarsa, Kutsal Bakire Hz. Meryem'i öldürüp, İsa'yı öldürüp, Hızır'ı yakalayıp insan soyunu daha ileriye geçirmeden insanoğlunun soyunu bitirmeye çalışanlardır. Eğer o son iki insan yakalanmaz da ileri geçebilirse ve Hızır da yardım ederse, insan soyu yeni bir hayat ve zaman daha kazanmış olur. O iki çocuğun babası olan kimsenin (yani Halife-i Rûy-i Zemin'in) olduğu yer, işte güneşin doğduğu yerden battığı yerdir. Ölümsüzlük suyu da oradadır. Çünkü onun soyu suyudur.
Yeni portal açıldığında, geçit kapısı açıldığında, eski dünya batar yok olur. Yeni kurulan dünyada orada bir akar su vardır. O'nu ilk bulan kimse, eğer iyilerden olursa, oraya bir işaret koyar ki orası başlangıç noktasıdır. Yeni portalda doğu o tarafta ve 180 derece karşısı batıdır. İnsanlığın soyunun ilerlemesi oradan başlar ve oradaki tepe yeni Arafat'tır. O suyun başlangıç noktası ise yeni Müzdelife'dir. İlk zifaf yeri, o yerde sevgililer buluşur. Yani iki sevgili birleştiği zaman, zifaf ettiği zaman insan soyu ileri gider. Ve orası Kabe'dir, yeni Kabe ilk ev. Ama yeni portalda orası belki de sevgililerin buluştuğu, kaynaştığı bir piknik yeri olur. Orada bir su vardır. İşte o su, önceki vahdet-i vücudun halifenin suyunun aktığı yerdir. Yani Zemzem suyu. O su ölümsüzlük suyudur. İnsanlık soyunu ileriye taşıyan su odur. Bu suyu eğer iyiler bulursa, Hristiyanlıkta vaftiz denilen çocuk doğduğunda yıkanılan su, o öz sudandır. Onu iyiler ele geçirirse, işte onlar o su ile yeni doğan çocukları belli günden sonra bir seremoni ile yıkarlar. O su ile yıkanan kimseler Hz. İsa'nın gerçek soyu ve suyudur. Son dönence olunca, o soy cennete, yeni portala geçen kimseler olacaktır. Daha sonra da onlar kiliseye geldikçe, o sudan birkaç damla ile üzerlerine serpinerek o suyla kutsanırlar. Hristiyanlar bu soyun sadece İsa soyu olduğunu iddia ederler. Biz ise, bütün peygamber soyunun o soydan devam ettiğini, İsa'dan sonra da peygamberimizle bu soyun devam edip, O'ndan sonraki gelen halifeler ile o soyun son ucunun ve son meyvesinin de Hz. Mehdi olduğunu iddia ederiz.

İşte en son kimse Hz. Mehdi Aleyhisselam'dır. Peygamberimizin rivayet ettiği hadis doğru ise, O'ndan (Halife-i Rûy-i Zemin Hz. Mehdi'den) sonraki üçüncü kimse başaramayacaktır. Çünkü birincisi oğlandır (Zeynel Abidin), insan soyunu devam ettiren. İkincisi ise kızdır (Zeynep). İnsan soyu üç ile devam etmez, üçüncüsü zina edilen kadının çocuğudur, yani Lusifer çocuğudur. Çünkü iki soy, iyiler ile kötüler birleşmiştir. Gece ile gündüz, yaz ile kış, doğu ile batı artık bir olmuştur. Dualiteden sonra kesret, suyun ve soyun karıştığı yerdir. Üçüncü (Lusifer) çocuk bayrağı aldığı zaman, onun yakalanıp öldürülme ihtimali vardır. Aynı Hasan Efendimiz'in öldürülmesi gibi, o çocuk hakikati tam anlayamayacağı için, has evlat olmadığı için, o çocuk kötüler tarafından yakalanıp öldürülmeden işte portalın açılıp insanlığın ileriye taşınması gerekir. Bu son kalan kimse, portalın veyahut da deltoidin açılma vaktinin geldiğini alametini gösterir.

Deltoid meselesine gelince; başlangıçta doğu doğuda, batı batıdadır. Güneş doğudan doğup batıdan batar. Daha sonra zamanla kutuplar yer değiştirir. Bu 180 derecelik çizgi kendi içinde bükülme yapar, "W" oluşturur. Ters köşesinde ise, önceki vahdet-i vücudun ya da önceki Mehdi'nin ölümsüzlük suyunun bulunduğu delta geçidinin köşesi vardır. Bunu masonlar en iyi şekilde hesaplarlar ve her zamandaki bükülme yerine bir "W" koyarlar. Bu mesela günümüzde bir Volkswagen otomobil servisidir. Dönem her dönence nereye gelmiş, ona göre güneş batıdan doğacağı vakit tam olarak ne zamandır hesaplarlar. Gelecek çocuğun (Hz. Mehdi'nin) kim olduğunu, hatta burcuna, annesinin ismine, nerede ne zaman geleceğini dahi bilirler. Kötüler de bilir, iyiler gibi hesaplar bilirler. İyiler ona yardım için çalışırlar, kötüler de onu yakalayıp insanlık soyunu yok etmek için gayret sarf ederler. Ve bu önceki vahdet-i vücudun ya da Mehdi'nin bulunduğu deltoidin köşesinden bir "V" harfi çizince, aynı Alman Volkswagen logosundaki gibi double "W ve V" içindeki deltoid sembolü portal merkezidir. Bunları bildiklerinden simgeleriyle mason kolları hep bir şeyleri anlatırlar. Bilmeyenler bilmez, sadece uyuyanlar bilmez. Onlar uyanıklar, hepsi bilirler ve yerlerini de almışlardır bu savaşta. Her zaman yerlerinde hazır nazır beklemektedirler, gelecek olan Hz. Mehdi ve kurtarıcı olan İsa soyunu ya da peygamber soyunu. Birisi öldürmek için, birisi de onu kurtarıp insan soyunu ileriye taşımak için.

Bu hikaye günümüzde Alan Walker isimli şarkıcının kliplerinde anlatılır. Hatta onlar o çocuğun burcuna varıncaya kadar bilirler. Son üçüncü çocuğu da bilirler. Onun vakti gelince ona yardım edenler aralarında parola olarak "Dul karının oğluna yardım edin" (Yeni Hz. Meryem'in İsa'sı) parolasını kullanırlar. Ey üçüncü çocuk, bu parolayı unutma başın sıkışınca. Onun özelliklerini de bilirler. O (Hz. Mehdi) geldiği zaman onu zaten alametlerinden tanırlar. Hani Peygamberimiz gelmeden önce de Peygamberimizi alametlerinden tanıdıkları gibi, o soy aynen yine aynı özelliği taşıyıp, o kimse gelmeden onun özelliklerini bilirler, o kimseyi hep ararlar beklerler. Geldiği zaman da onu aynen Peygamberimizin hadisinde dediği gibi "O'nu (Hz. Mehdi'yi) evlatları gibi iyi bilirler, ama söylemezler."

Burada biz zamanın sahibiyiz ve bizim burcumuz Başak burcu. Başak burcu kimse çok titiz olduğu için ve ben erkek, yani o soydan kalan son iki çocuktan oğlan olan olduğum için ve bir de Başak burcu olduğum için, bizim çiçeğimiz, bizim köyün söylemiyle "Taşaklı kaynana" yani kaynana dili çiçeği diye bir kaktüs vardır. Dil gibidir. Alt tarafa resmini koyacağız inşallah bu makalemizde. Dikenleri vardır, yani o masaya falan konulmaz, cam önüne konulur. Etrafını yaklaşanı dalar geçer, dikenini batırır geçer. Öyle dikenli, kendini koruyan vahşi batı çiçeği, bizim çiçeğimiz. Bizi ararsanız bir dahaki tarafta, vahşi batıda arayın. Yani o suyu yeni portal açılırsa, bilin ki kaktüs çiçeğinin olduğu yerde olacak. Kaynana dili kaktüs çiçeğinin olduğu yerde olacak, unutmayın. Bu size ışık tutacak. Bu kainat kapandı mıydı, o zaman portal açıldığında, bu vaazımıza ulaşan kimseler dilden dile, elden ele ulaştırsın. Ölümsüzlük suyunun aktığı pınar, kaynana dili kaktüsünün olduğu yerde olacak inşallah.
O'na kaynana dili denmesinin sebebi de "taşaklı kaynana" demek, erkek kaynana demektir. Yani her şeye karışan erkek, erkek olup da titiz olduğu zaman her şeye karışan adam: "Şunu şuraya koy, bu neye burada, şu yanlış yapıyor, bak yanlış adım attı, suratı kararmış bu kesin bir nane yemiş" gibi her şeye, herkese, her yanlış gördüğü olaya müdahale eden kimsedir. Yani düzelten, doğrultan adam Hz. Mehdi. O yüzden dili pabuç gibidir. İşte kaktüs kaynana dili kaktüsü bu demektir. Bir de dikenlidir, yanına yoluna gelene dikenini batırır, ısırır, dalar geçer.

Başak burcu işte titizdir. "Er-Rauf" ismini öğrenmeyen kimse, Allah'ın Rauf ismini talim etmemiş kimse, Başak burcu olarak doğamaz. Başak burcu ise Rauf ismi, yani raflama sistemi veya hiyerarşik dosyalar oluşturmak ve koyduğunu aradığı yerde bulmak demektir. Her bilgiyi böyle hiyerarşi şeklinde dosyalayan kimse, yani beyin ve ana hafıza kartı, İmam-ı Mübin (En Büyük İmam) hafızası, kuvvetli ve hatırlayabiliyorsa (çocukluğunu, olayları vb.) işte onun Rauf isminde mahir olduğunu gösterir. Koyduğunu aradığı yerde bulan adam. Çünkü düzenli koymuş, düzenli yaşamış. Düzenli bir yere bir şey bıraktığı zaman işaret koyan kimse. İşte ilk ölümsüzlük suyunun olduğu yere ulaşan kimse, oraya bir işaret koysun. Öyle bir işaret koysun ki ikinci deltoide giden yolu göstersin. Bir dahaki geldiğinde orayı bulsun, bilsin. Ta ki bu ilk deltoidden son deltoide kadar böyle olsun. Son deltoidin yanına kutsal mabed yapılıp (Norveç Ambarı) onun içine her şeyden bir şey koysun. Ve bu mektubumuzun fake olanını, kötüler gelince kolayca bulacakları yere koyun. Orijinal ve doğru olanını da zor bulunacak bir zulaya koyun. Kutsal kesenin yanına koyulan o işareti anlamayanlar anlamasın. Çünkü kötüler peşimizde, düşman insan soyunu yok etmek için her an peşimizde. Rabbim o'nu (o kötüleri) amelinde muvaffak kılmasın. Oraya ilk iyiler ulaşırsa, iyiler iyilerin anlayacağı bir işaret koysun. Kötüler ulaşırsa iş işten çoktan geçmiştir zaten. Kötüler o'nu son İsa'yı bilip bulup Meryem'i de İsa'yı da öldüreceklerdir.

İşte son çocuğun yakalanıp ölme ihtimali olduğundan, Peygamberimizden rivayetle Hz. Mehdi'den sonraki üçüncü çocuk ve son çocuk bunu başaramayacak şeklinde ifade etmiştir. Rabb'im o çocuğa yardım etsin inşallah. O gün geldiğinde, yani onun ölmesi de, kalması da, yakalanması da portalın açılmasına sebeptir. Eğer yakalanırsa ileriye geçemez insan soyu ve kıyamet kopar. Bütün sistem yok edilir. Bilgisayarda da bu sistem var. Yani dosyalar vardır. Düzenli kimse dosyalarını düzenli şekilde oluşturur ve bir şeyi aradığı zaman tam da aradığı yerde bulur. Bu da Başak burcunun özelliğidir. Son asker hep Başak burcu olur, Merkür burcu yani.

Önemli Not: Portal, o iki ters deltanın çakıştığı noktadaki deltoidde açılır. Yani Alan Walker'in logosundaki ortadaki deltoid veya Volkswagen logosunda deltoid olan yerde açılır. İyi bir matematikçi buranın neresi olacağını hesap edebilir. Bunu onlar da bilirler. Deltoidin olduğu yere kutsal mabet yapılacaktır. Günümüzdeki teknolojiden, her canlıdan, bitkiden, taştan, topraktan ve her millet insanından (73,5) bir gen haritası ve emanetler oraya konacaktır. Kalktıkları zaman ilk bulan emanetleri bulur. Eğer emanetleri ele geçirirse kötüler, insanlık suyu ve soyu biter. Yeni portal açılacak yere yeni mabet yapılmalıdır. Özel emanetler yine yeni açılacak deltoidin yerine, o zamanın sahibi vahdet-i vücudun işareti ile oraya saklanır, yeni nesle oradan ulaştırılır. Çünkü sağ kalanlar, ilk kalkacak olanlar oradakiler olacaktır. Yani sidredekiler, Kabeciğin yanındakiler.

Önemli Not 2: Bu yazının bir nüshasının yanlışları düzeltilmeyecektir. O da düşmanlarımıza kilit olsun. Okuyanlar erişenler, bu yazıya ileriki nesil iletsin de ölümsüzlük suyunu aradıkları zaman bulmacayı kendileri çözsün. Buradaki fake olanındaki kilit yanlışları kötüler kendileri düzeltlesin.

SELAM EY ASKER!
BİZ İNSANLIĞI BURAYA KADAR TAŞIDIK,
SEN BUNLARI (BU HEDİYELERİMİZİ) AL VE
DAHA İLERİ BİR CENNET'E KADAR TAŞI.

Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems, 9 Temmuz 2021 Cuma





Signing of Raşit Tunca

Raşit Tunca
Sevgiler Saygılarla Sunarım
Smileys-2
Yanıtla


Hızlı Erişim:


Bu Konuya Göz Atan Kullanıcılar: 1 Ziyaretçi(ler)