Konu Değerlendirmesi:
  • 0 Oy(lar) - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Raşidi Tarikatında Silsile-i Ülâ Anlayışı Üzerine Bir Tez
#2
TÜRKİYE'DE DİNÎ İSİMLERİN YAYGINLIĞI VE KENDİ GÖZLEMİM

Bu çalışmamda isimlerin ve isimler üzerinden oluşan manevî silsilenin öneminden söz ederken, bunun yalnızca benim çevremde ortaya çıkan bir durum olmadığını göstermek açısından Türkiye'deki isimlerin yaygınlığına da bakmak faydalı olacaktır.

Türkiye'de en yaygın erkek isimleri arasında Mehmet, Mustafa, Ahmet, Ali, Hüseyin, Hasan, Yusuf, İbrahim ve İsmail gibi isimlerin çok yüksek sayılarda bulunduğu görülmektedir.

Bu isimlerin önemli bir bölümü peygamber isimleri veya Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in ﷺ ailesi, Ehl-i Beyt'i ve ashâbıyla bağlantılı isimlerdir.

Mevcut isim istatistiklerinde yaklaşık olarak;
  • Mehmet: 1.271.896 kişi
  • Mustafa: 1.057.634 kişi
  • Ahmet: 857.105 kişi
  • Ali: 736.478 kişi
  • Hüseyin: 571.822 kişi
  • Hasan: 531.386 kişi
  • Yusuf: 526.127 kişi
  • İbrahim: 505.052 kişi
  • İsmail: 434.992 kişi

gibi çok yüksek sayılara ulaşan isimler bulunmaktadır.

Bunların yanında Ömer, Osman, Abdullah, Süleyman, Halil, Ramazan gibi dinî ve tarihî anlam taşıyan birçok isim de Türk toplumunda geçmişten günümüze yaygın olarak kullanılmıştır.

AHMET İSMİ BİLE TEK BAŞINA DİKKAT ÇEKİCİ BİR ÖRNEKTİR

Örneğin Ahmet ismi Türkiye'de yaklaşık 857 bin kişi tarafından taşınmaktadır. Ahmet isminin Türkiye'de en yaygın erkek isimleri arasında üst sıralarda bulunması, dinî kökenli isimlerin toplumumuzdaki yaygınlığını gösteren örneklerden yalnızca biridir.

Benzer durum birçok Müslüman ülkede de görülmektedir. Ahmed, Muhammed, Hasan, Hüseyin, Ali, Ömer ve Osman gibi isimlerin farklı ülkelerde milyonlarca insan tarafından kullanıldığı görülmektedir. Buna karşılık Müslüman olmayan toplumlarda aynı isimlendirme geleneğinin aynı yoğunlukta bulunması beklenmez.

BENİM KENDİ KÖYÜMDEKİ GÖZLEMİM

Ancak benim bu çalışmam açısından asıl dikkat çekici olan, kendi yaşadığım çevredeki gözlemimdir.

Benim köyümde bulunduğum dönemde, yani yaklaşık 25 yıl önce ve daha öncesinde, çocuklara verilen isimlerin çok büyük bir bölümünün peygamberlerin, Peygamber Efendimizin ﷺ ashâbının, Ehl-i Beyt'in ve evliya büyüklerinin isimlerinden oluştuğunu hatırlıyorum.


Hatta benim o zamanki gözlemime göre durum 10 kişiden 8'i değil, 10 kişiden 10 kişiye yakın bir orandaydı.

Yani benim çocukluğumda ve gençliğimde gördüğüm isimlendirme geleneğinde, çevremdeki insanların çok büyük bir kısmının ismi geçmişte yaşamış peygamberlerin, sahâbenin, Ehl-i Beyt'in veya evliya büyüklerinin isimleriyle bağlantılıydı.

Bununla birlikte yaklaşık 25 yıldır köyüme gitmediğim için bugünkü durumu kesin olarak bilemem. Bu nedenle günümüzde köyümde hâlâ aynı oranın devam ettiğini iddia etmiyorum. Benim söylediğim, kendi yaşadığım döneme ait gözlemimdir.

PEKİ %80 ORANI NEREDEN GELİYOR?

Çevremde yaptığım gözlemlerde, genel olarak 10 kişiden yaklaşık 8 kişinin bu şekilde dinî ve manevî anlam taşıyan isimlerden birini taşıdığını gözlemledim.

Bu nedenle basit matematiksel oranla:

10 kişide 8 kişi = 8 / 10 = %80

Dolayısıyla bu oranı 100 kişi üzerinden ifade ettiğimizde:

100 kişide yaklaşık 80 kişi = %80

Burada özellikle belirtmek isterim ki %80 oranını bütün Türkiye için verilmiş kesin bir istatistik olarak ileri sürmüyorum. Bu oran, kendi çevremde yaptığım gözleme dayanan keşfî bir tespittir.

BENİM KEŞFÎ TESPİTİM

Benim kanaatime göre geçmiş nesillerde çocuklara peygamberlerin, ashâbın, Ehl-i Beyt'in ve evliya büyüklerinin isimlerinin verilmesi yalnızca sıradan bir isim verme alışkanlığı değildir.

Bu isimler aynı zamanda geçmiş nesillerle, dinî şahsiyetlerle ve manevî bir silsileyle kurulan bağın devam ettirilmesinde önemli bir rol oynamaktadır.


Bir çocuğa bir peygamberin, bir sahâbinin, Ehl-i Beyt'ten bir zatın veya bir evliyanın isminin verilmesiyle, o ismin taşıdığı hatıranın ve manevî bağın da nesilden nesile aktarılmış olduğunu düşünüyorum.

Yeni nesillerde ise bu isimlendirme geleneğinin giderek zayıfladığını gözlemlemekteyim. Bunun ne ölçüde gerçekleştiğinin kesin olarak ortaya konulması için ayrıca araştırma yapılması gerektiğine inanıyorum.

Sonuç olarak, Türkiye'deki isim istatistikleri dinî ve İslâmî kökenli isimlerin toplumumuzda ne kadar yaygın olduğunu göstermektedir. Benim kendi köyümde ve çevremde geçmişte yaptığım gözlem ise bu geleneğin çok daha güçlü olduğunu göstermektedir. Benim çevremdeki yaklaşık 10 kişiden 8'i bu tür isimleri taşıyordu; kendi köyümde ise hatırladığım eski dönemde bu oran 10 kişide 10 kişiye yakındı.

Bu nedenle ortaya koyduğum %80 oranını kesin ve değişmez bir hüküm olarak değil, kendi gözlemimden çıkan keşfî bir tespit ve başkalarının da kendi köylerinde, ilçelerinde ve bölgelerinde araştırarak kontrol edebilecekleri bir başlangıç noktası olarak ortaya koyuyorum.





Signing of Raşit Tunca

Raşit Tunca
Sevgiler Saygılarla Sunarım
Smileys-2
Yanıtla


Bu Konudaki Mesajlar
RE: Raşidi Tarikatında Silsile-i Ülâ Anlayışı Üzerine Bir Tez - Yazar: Raşit Tunca - 09-07-2026, 12:05 PM

Muhtemelen İlgili Konular…
Konu Yazar Yanıtlar Okunma Son Gönderi
RasitTunca-4 Raşidi Tarikatında Silsileyi Melae Nedir ? Raşit Tunca 0 12,148 04-10-2020, 01:56 PM
Son Gönderi: Raşit Tunca
RasitTunca-4 Raşidi Tarikatında Silsileyi Kasr Nedir ? Raşit Tunca 0 11,790 08-03-2018, 10:17 AM
Son Gönderi: Raşit Tunca
RasitTunca-4 Raşidi Tarikatında Silsileyi Kebir Nedir ? Raşit Tunca 0 11,884 08-03-2018, 10:14 AM
Son Gönderi: Raşit Tunca
RasitTunca-1 Raşidi Tarikatında Silsileyi Üla Nedir Silsileyi Üla yi Tespit Etmek için Ne Yapılır Raşit Tunca 0 11,903 08-03-2018, 10:12 AM
Son Gönderi: Raşit Tunca

Hızlı Erişim:


Bu Konuya Göz Atan Kullanıcılar: 1 Ziyaretçi(ler)