Dün, 04:00 AM
Temizler ve İyiler - Mikroplar ve Kötüler
(Kar©glan'ın 21 Ocak 2016 Vaazı)
Mikrobu Temizlik ve İyilik Öldürür. Eğer Gereğince Temizlenmezse, Temiz Olanı da Pislik ve Mikroplar Hasta Edip Zarar Verebilir.
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ، بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
اللَّهُ الَّذِي خَلَقَ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ وَمِنَ الْأَرْضِ مِثْلَهُنَّ يَتَنَزَّلُ الْأَمْرُ بَيْنَهُنَّ لِتَعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ وَأَنَّ اللَّهَ قَدْ أَحَاطَ بِكُلِّ شَيْءٍ عِلْمًا
---
قَالَ لَا تَخَافَا إِنَّنِي مَعَكُمَا أَسْمَعُ وَأَرَى
---
وَذَرُواْ ظَاهِرَ الإِثْمِ وَبَاطِنَهُ إِنَّ الَّذِينَ يَكْسِبُونَ الإِثْمَ سَيُجْزَوْنَ بِمَا كَانُواْ يَقْتَرِفُونَ
Sadakallâhü'l-Azîm.
Talâk Suresi, 12. ayet
Tâhâ Suresi, 46. ayet
En'âm Suresi, 120. ayet
Okunuşu:
Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Allâhullezî halaka seb'a semâvâtin ve minel ardı mislehunne, yetenezzelul emru beynehunne li ta'lemû ennallâhe alâ kulli şey'in kadîrun ve ennallâhe kad ehâta bi kulli şey'in ilmâ.
---
Kâle lâ tehâfâ innenî meakumâ, esmau ve erâ.
---
Ve zerû zâhirel-ismi ve bâtınehu, innellezîne yeksibûnel-isme seyüczewne bimâ kânû yakterifûn.
Sadakallâhü'l-Azîm.
Meali:
Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerlerini yaratandır. Emir ve oluş onların arasında sürekli iner. Böylece Allah'ın her şeye kadir olduğunu ve Allah'ın ilmiyle her şeyi kuşattığını bilesiniz.
Allah Teâlâ buyurur:
“İkiniz de korkmayın! Muhakkak ki Ben sizinle beraberim; işitir ve görürüm.”
Yine buyurur:
“Günahın açığını da gizlisini de bırakın.”
Bu ayetlerde geçen günahın görüneni ve görünmeyeni üzerinde düşünmek gerekir.
Geçen haftalarda mikropların pislikten beslendiğinden ve insanın maddî ve manevî olarak temizliğe dikkat etmesi gerektiğinden bahsetmiştik. Buradaki anlatımı şöyle anlayabiliriz:
İnsan, pisliğin görüneninden de görünmeyeninden de uzak durmalıdır. Çünkü kötülük, kendi alanında çoğalır ve insanı yine kendi sonucuna götürür. Temizlik ise mikropların yaşamasını zorlaştırır.
Bu nedenle temizlik yalnızca bedenin temizliği değildir. Kalbin, düşüncenin, niyetin ve davranışların da temiz tutulması gerekir.
Temizlik ile iyilik birbirini tamamlar.
Bir insan iyiliği alışkanlık hâline getirirse, kötülüklerin hayatındaki etkisi azalır. Aynı şekilde insan sürekli kötülükle meşgul olursa, bu durum onun manevî hayatını kirletir.
Sadakallâhü'l-Azîm.
---oOo---
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem buyurdular:
النظافة من الايمان
En-Nedzâfetü minel îmân.
“Temizlik imandandır.”
(Müslim, Tahâret 1; Dârimî, Vudû 2; Müsned, 5/342, 344; Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 291)
---
Fıtrî temizlik beştir:
Sünnet olmak, kasıklardaki kılları temizlemek, tırnakları kesmek, koltuk altı kıllarını temizlemek ve bıyıkları kısaltmak.
(Hadis-i Şerif, Buhârî, Libâs 63)
Salavat:
Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm, inneke hamîdun mecîd.
Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârekte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm, inneke hamîdun mecîd.
Anlamı:
Allah'ım! Muhammed'e ve Muhammed'in âline salât eyle. İbrahim'e ve İbrahim'in âline salât ettiğin gibi. Şüphesiz Sen övülmeye layık ve yücesin.
Allah'ım! Muhammed'e ve Muhammed'in âline bereket ihsan et. İbrahim'e ve İbrahim'in âline bereket ihsan ettiğin gibi. Şüphesiz Sen övülmeye layık ve yücesin.
Yolculuğumuza Başlıyoruz:
Dünyadaki bazı uygulamalarda “üç yanlış bir doğruyu götürür” şeklinde bir anlayış vardır. Allah'ın kitabındaki ölçüye baktığımızda ise iyiliklerin kötülükleri giderebileceğini görürüz.
“İnnel-hasenâti yüzhibnes-seyyiât”
Yani:
“Şüphesiz iyilikler kötülükleri giderir.”
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ، بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
وَأَقِمِ الصَّلَاةَ طَرَفَيِ النَّهَارِ وَزُلَفًا مِّنَ اللَّيْلِ إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتِ ذَلِكَ ذِكْرَى لِلذَّاكِرِينَ
Ve ekımis-salâte tarafeyin-nehâri ve zulefen minel-leyli. İnnel-hasenâti yüzhibnes-seyyiât.
Hûd Suresi, 114. ayet
Meali:
Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, Allah'ı zikredenler için bir öğüttür.
Hûd Suresi, 114. ayet
Bu ayetten hareketle, insanın ibadet, dua, zikir ve iyiliklerle kendisini sürekli temizlemesi gerektiğini söyleyebiliriz.
Bir hadis-i şerifte yine Peygamber Efendimiz buyurmuştur:
“İslam temizlik temeli üzerine bina olunmuştur.”
TÖVBE SURESİNİN BESMELESİ ÜZERİNE
Geçen hafta, Tövbe Suresi'nin başında besmele bulunmaması ve Neml Suresi'nde besmelenin ayrıca zikredilmesi üzerinde durmuşuz.
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ، بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
إِنَّهُ مِن سُلَيْمَانَ وَإِنَّهُ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
İnnehu min Süleymâne ve innehu bismillâhirrahmânirrahîm.
Neml Suresi, 30. ayet
Bu ayette Hz. Süleyman'ın mektubunun besmele ile başladığı bildirilmektedir.
Vaazda bu besmele ile Hz. Mehdi arasında işarî bir bağlantı kurulmaktadır. Buradaki yaklaşım, besmelenin “sonradan hatırlanması” ve yeniden başlanması düşüncesi üzerinden bir sembolik yorumdur.
Bir işe başlarken besmeleyi unutmuşsak, hatırladığımız zaman:
“Bismillâhi fî evvelihî ve âhirihî”
denilmesiyle ilgili rivayet de vardır.
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ، بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
وَالسَّمَاء ذَاتِ الرَّجْعِ
Ves-semâi zâtir-rac'.
Târık Suresi, 11. ayet
Peygamber Efendimiz buyuruyor:
“Biriniz yemek yerken besmele çeksin. Şayet yemeğin başında unutursa, hatırladığı zaman ‘Bismillâhi fî evvelihî ve âhirihî’ desin.”
(Hadis-i Şerif, Tirmizî)
Burada “unutulan besmele” üzerinden bir işarî yorum yapılabilir. Allah unutmaz; insan unutur. İnsan unuttuğunda ise hatırlaması, yeniden doğru olana dönmesi gerekir.
Bu açıdan bakıldığında “geri döndüren” kavramı; tövbe, hatırlama, besmele ve insanın yanlışından dönmesiyle ilişkilendirilebilir.
---oOo---
Besmele ile Yemek Yemek
Câbir radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken dinlediğini nakleder:
“Kişi evine girerken ve yemek yerken besmele çekerse, şeytan adamlarına, ‘Burada ne geceleyebilir ne de yemek yiyebilirsiniz.’ der. Eğer o kimse eve girerken besmele çekmezse, şeytan adamlarına, ‘Geceyi geçirecek bir yer buldunuz.’ der. O şahıs yemek yerken besmele çekmezse, şeytan kendi adamlarına, ‘Hem barınacak yer hem de yiyecek yemek buldunuz.’ der.”
(Müslim, Eşribe 103. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Et'ime 15; İbn Mâce, Duâ 19)
Huzeyfe radıyallahu anh şöyle dedi:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte yemek yiyeceğimiz zaman, o yemeğe başlamadan elimizi yemeğe sürmezdik. Bir gün onunla birlikte yemek yiyecektik. Küçük bir kız çocuğu geldi ve hemen elini yemeğe uzattı. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onun elini tuttu. Daha sonra bir bedevî geldi; onun da elini tuttu ve şöyle buyurdu:
“Şeytan besmele çekilmeden başlanan bir yemeğe katılmayı pek arzu eder. O, şu yemeğe katılmak için bu câriyeyi getirdi. Fakat ben elini tuttum. Bu bedevî sayesinde yemeğe katılmak için onu da getirdi; onun da elini tuttum.”
Sonra Peygamber Efendimiz besmele çekerek yemeğe başladı.
(Müslim, Eşribe 102. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Et'ime 15)
Sahâbî Ümeyye İbn Mahşî radıyallahu anh şöyle dedi:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in yanında birisi yemek yiyordu. Adam son lokmaya kadar besmele çekmedi. Son lokmayı ağzına götürürken:
“Bismillâhi evvelehû ve âhirehû”
dedi.
Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem güldü ve şöyle buyurdu:
“Şeytan onunla birlikte yemek yiyordu. Adam besmele çekince şeytan yediklerini kustu.”
(Ebû Dâvûd, Et'ime 15; Nesâî, es-Sünenü'l-Kübrâ, Âdâbü'l-Ekl, 15)
BÜYÜK TILSIMDA BU AYET:
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ، بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْآنِ مَا هُوَ شِفَاء وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ وَلاَ يَزِيدُ الظَّالِمِينَ إَلاَّ خَسَارًا
Ve nünezzilu minel-Kur'âni mâ huve şifâun ve rahmetün lil-mü'minîne ve lâ yezîduz-zâlimîne illâ hasârâ.
İsrâ Suresi, 82. ayet
Meali:
“Biz Kur'an'ı müminler için şifa ve rahmet olarak indiriyoruz. O, zalimlerin ise ancak hüsranını artırır.”
İsrâ Suresi, 82. ayet
Buradaki “şifa” ifadesini yalnızca maddî hastalıklar açısından değil, insanın manevî temizliği açısından da düşünmek gerekir.
Besmele ve dua ile yemek yemek, Müslüman için yemeği Allah'ın adıyla başlatmak ve nimetin Allah'tan geldiğini hatırlamak demektir.
Bu sebeple vaazdaki “mikrop”, “temizlik” ve “şeytan” benzetmelerini öncelikle manevî bir temizlik ve korunma sembolü olarak anlamak gerekir.
Burada önemli bir husus vardır:
İslam'da bir insanın yediği yiyeceğin, sırf besmele çekmediği için biyolojik olarak faydasız veya sırf besmele çektiği için otomatik olarak şifalı hâle geldiği şeklinde kesin bir hüküm çıkarmamak gerekir.
Besmele, her şeyden önce kulun Allah'ı anarak nimete başlaması, şükretmesi ve şeytanın vesvesesinden Allah'a sığınmasıdır.
---oOo---
“Bismillâhi evvelehû ve âhirehû” ve Geri Dönüş
“Bismillâhi evvelehû ve âhirehû” ifadesi, vaazdaki işarî yorumda “geri döndürmek” anlamıyla ilişkilendirilmektedir.
Tövbe de insanın günahından dönmesidir.
Tövbe Suresi'nin adı bile bize dönüşü, pişmanlığı ve Allah'a yönelmeyi hatırlatır.
Bu bakımdan:
Besmele, hatırlama; tövbe ise yanlış yoldan geri dönme olarak düşünülebilir.
İnsan hata yaptığında Allah'ın rahmetinden ümit kesmemeli, temizlenmeli ve yeniden doğru yola yönelmelidir.
AHZÂB SURESİ, 40. AYET
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ، بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
مَّا كَانَ مُحَمَّدٌ أَبَا أَحَدٍ مِّن رِّجَالِكُمْ وَلَكِن رَّسُولَ اللَّهِ وَخَاتَمَ النَّبِيِّينَ وَكَانَ اللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمًا
Mâ kâne Muhammedün ebâ ehadin min ricâliküm ve lâkin rasûlallâhi ve hâtemen-nebiyyîn. Ve kânallâhu bi-külli şey'in alîmâ.
Ahzâb Suresi, 40. ayet
Ayette Peygamber Efendimiz için:
“Allah'ın Resûlü ve nebilerin sonuncusudur.”
buyrulmaktadır.
Vaazın bu bölümünde “hâtemen nebiyyîn” ifadesi üzerinden farklı bir işarî yorum yapılmakta ve Hz. Mehdi ile ilgili gelecek tasavvurları üzerinde durulmaktadır.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur:
Hz. Mehdi'nin resûl veya nebi olduğu şeklindeki yorum, vaazın keşfî ve kişisel yorumudur; ayetin açık hükmü olarak sunulmamalıdır.
Kur'an'daki “hâtemen nebiyyîn” ifadesi, İslam âlimlerinin büyük çoğunluğu tarafından Hz. Muhammed'in nübüvvetin son peygamberi oluşuyla açıklanmıştır.
Vaazdaki işarî anlayış ise “sondan başa dönmek”, “unutulanı hatırlamak” ve insanları yeniden Allah'ın kitabına yöneltmek kavramları etrafında şekillenmektedir.
Bu bakımdan “Fâtiha” ile de sembolik bir bağlantı kurulmaktadır. Fâtiha Kur'an'ın başında bulunmasına rağmen namazın sonunda okunması ve Kur'an'ın tamamının ardından yeniden başlangıcı hatırlatması bakımından “dönüş” fikrini çağrıştırmaktadır.
İşarî olarak şöyle düşünülebilir:
İnsan bazen hakikati bildiği hâlde unutur. Sonra bir vesile ile yeniden hatırlar. Tövbe eder, besmele çeker, Fâtiha okur ve yeniden Allah'a yönelir.
Bu “geri dönüş”, insanın manevî hayatındaki en önemli dönüşlerden biridir.
Rabbim, insanlığa doğruyu bilmekte ve bulmakta yardım etsin. İdrak ve izan versin.
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ، بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّرِينَ
“Şüphesiz Allah, çok tövbe edenleri ve temizlenenleri sever.”
(Bakara, 222)
---oOo---
أَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقًّا وَارْزُقْنَا اتِّبَاعَهُ، وَأَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلًا وَارْزُقْنَا اجْتِنَابَهُ
“Allah'ım! Bize hakkı hak olarak göster ve ona uymayı nasip eyle. Bâtılı da bâtıl olarak göster ve ondan sakınmayı nasip eyle.”
وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Ve âhiru da'vâhum enil-hamdü lillâhi Rabbil-âlemîn. Âmin.
El-Fâtiha maassalavât.
سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ente, estağfiruke ve etûbü ileyk.
---oOo---
Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems, 21 Ocak 2016 Perşembe
Original Kar © glan
(Kar©glan'ın 21 Ocak 2016 Vaazı)
Mikrobu Temizlik ve İyilik Öldürür. Eğer Gereğince Temizlenmezse, Temiz Olanı da Pislik ve Mikroplar Hasta Edip Zarar Verebilir.
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ، بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
اللَّهُ الَّذِي خَلَقَ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ وَمِنَ الْأَرْضِ مِثْلَهُنَّ يَتَنَزَّلُ الْأَمْرُ بَيْنَهُنَّ لِتَعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ وَأَنَّ اللَّهَ قَدْ أَحَاطَ بِكُلِّ شَيْءٍ عِلْمًا
---
قَالَ لَا تَخَافَا إِنَّنِي مَعَكُمَا أَسْمَعُ وَأَرَى
---
وَذَرُواْ ظَاهِرَ الإِثْمِ وَبَاطِنَهُ إِنَّ الَّذِينَ يَكْسِبُونَ الإِثْمَ سَيُجْزَوْنَ بِمَا كَانُواْ يَقْتَرِفُونَ
Sadakallâhü'l-Azîm.
Talâk Suresi, 12. ayet
Tâhâ Suresi, 46. ayet
En'âm Suresi, 120. ayet
Okunuşu:
Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Allâhullezî halaka seb'a semâvâtin ve minel ardı mislehunne, yetenezzelul emru beynehunne li ta'lemû ennallâhe alâ kulli şey'in kadîrun ve ennallâhe kad ehâta bi kulli şey'in ilmâ.
---
Kâle lâ tehâfâ innenî meakumâ, esmau ve erâ.
---
Ve zerû zâhirel-ismi ve bâtınehu, innellezîne yeksibûnel-isme seyüczewne bimâ kânû yakterifûn.
Sadakallâhü'l-Azîm.
Meali:
Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerlerini yaratandır. Emir ve oluş onların arasında sürekli iner. Böylece Allah'ın her şeye kadir olduğunu ve Allah'ın ilmiyle her şeyi kuşattığını bilesiniz.
Allah Teâlâ buyurur:
“İkiniz de korkmayın! Muhakkak ki Ben sizinle beraberim; işitir ve görürüm.”
Yine buyurur:
“Günahın açığını da gizlisini de bırakın.”
Bu ayetlerde geçen günahın görüneni ve görünmeyeni üzerinde düşünmek gerekir.
Geçen haftalarda mikropların pislikten beslendiğinden ve insanın maddî ve manevî olarak temizliğe dikkat etmesi gerektiğinden bahsetmiştik. Buradaki anlatımı şöyle anlayabiliriz:
İnsan, pisliğin görüneninden de görünmeyeninden de uzak durmalıdır. Çünkü kötülük, kendi alanında çoğalır ve insanı yine kendi sonucuna götürür. Temizlik ise mikropların yaşamasını zorlaştırır.
Bu nedenle temizlik yalnızca bedenin temizliği değildir. Kalbin, düşüncenin, niyetin ve davranışların da temiz tutulması gerekir.
Temizlik ile iyilik birbirini tamamlar.
Bir insan iyiliği alışkanlık hâline getirirse, kötülüklerin hayatındaki etkisi azalır. Aynı şekilde insan sürekli kötülükle meşgul olursa, bu durum onun manevî hayatını kirletir.
Sadakallâhü'l-Azîm.
---oOo---
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem buyurdular:
النظافة من الايمان
En-Nedzâfetü minel îmân.
“Temizlik imandandır.”
(Müslim, Tahâret 1; Dârimî, Vudû 2; Müsned, 5/342, 344; Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 291)
---
Fıtrî temizlik beştir:
Sünnet olmak, kasıklardaki kılları temizlemek, tırnakları kesmek, koltuk altı kıllarını temizlemek ve bıyıkları kısaltmak.
(Hadis-i Şerif, Buhârî, Libâs 63)
Salavat:
Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm, inneke hamîdun mecîd.
Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârekte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm, inneke hamîdun mecîd.
Anlamı:
Allah'ım! Muhammed'e ve Muhammed'in âline salât eyle. İbrahim'e ve İbrahim'in âline salât ettiğin gibi. Şüphesiz Sen övülmeye layık ve yücesin.
Allah'ım! Muhammed'e ve Muhammed'in âline bereket ihsan et. İbrahim'e ve İbrahim'in âline bereket ihsan ettiğin gibi. Şüphesiz Sen övülmeye layık ve yücesin.
Yolculuğumuza Başlıyoruz:
Dünyadaki bazı uygulamalarda “üç yanlış bir doğruyu götürür” şeklinde bir anlayış vardır. Allah'ın kitabındaki ölçüye baktığımızda ise iyiliklerin kötülükleri giderebileceğini görürüz.
“İnnel-hasenâti yüzhibnes-seyyiât”
Yani:
“Şüphesiz iyilikler kötülükleri giderir.”
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ، بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
وَأَقِمِ الصَّلَاةَ طَرَفَيِ النَّهَارِ وَزُلَفًا مِّنَ اللَّيْلِ إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتِ ذَلِكَ ذِكْرَى لِلذَّاكِرِينَ
Ve ekımis-salâte tarafeyin-nehâri ve zulefen minel-leyli. İnnel-hasenâti yüzhibnes-seyyiât.
Hûd Suresi, 114. ayet
Meali:
Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, Allah'ı zikredenler için bir öğüttür.
Hûd Suresi, 114. ayet
Bu ayetten hareketle, insanın ibadet, dua, zikir ve iyiliklerle kendisini sürekli temizlemesi gerektiğini söyleyebiliriz.
Bir hadis-i şerifte yine Peygamber Efendimiz buyurmuştur:
“İslam temizlik temeli üzerine bina olunmuştur.”
TÖVBE SURESİNİN BESMELESİ ÜZERİNE
Geçen hafta, Tövbe Suresi'nin başında besmele bulunmaması ve Neml Suresi'nde besmelenin ayrıca zikredilmesi üzerinde durmuşuz.
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ، بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
إِنَّهُ مِن سُلَيْمَانَ وَإِنَّهُ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
İnnehu min Süleymâne ve innehu bismillâhirrahmânirrahîm.
Neml Suresi, 30. ayet
Bu ayette Hz. Süleyman'ın mektubunun besmele ile başladığı bildirilmektedir.
Vaazda bu besmele ile Hz. Mehdi arasında işarî bir bağlantı kurulmaktadır. Buradaki yaklaşım, besmelenin “sonradan hatırlanması” ve yeniden başlanması düşüncesi üzerinden bir sembolik yorumdur.
Bir işe başlarken besmeleyi unutmuşsak, hatırladığımız zaman:
“Bismillâhi fî evvelihî ve âhirihî”
denilmesiyle ilgili rivayet de vardır.
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ، بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
وَالسَّمَاء ذَاتِ الرَّجْعِ
Ves-semâi zâtir-rac'.
Târık Suresi, 11. ayet
Peygamber Efendimiz buyuruyor:
“Biriniz yemek yerken besmele çeksin. Şayet yemeğin başında unutursa, hatırladığı zaman ‘Bismillâhi fî evvelihî ve âhirihî’ desin.”
(Hadis-i Şerif, Tirmizî)
Burada “unutulan besmele” üzerinden bir işarî yorum yapılabilir. Allah unutmaz; insan unutur. İnsan unuttuğunda ise hatırlaması, yeniden doğru olana dönmesi gerekir.
Bu açıdan bakıldığında “geri döndüren” kavramı; tövbe, hatırlama, besmele ve insanın yanlışından dönmesiyle ilişkilendirilebilir.
---oOo---
Besmele ile Yemek Yemek
Câbir radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken dinlediğini nakleder:
“Kişi evine girerken ve yemek yerken besmele çekerse, şeytan adamlarına, ‘Burada ne geceleyebilir ne de yemek yiyebilirsiniz.’ der. Eğer o kimse eve girerken besmele çekmezse, şeytan adamlarına, ‘Geceyi geçirecek bir yer buldunuz.’ der. O şahıs yemek yerken besmele çekmezse, şeytan kendi adamlarına, ‘Hem barınacak yer hem de yiyecek yemek buldunuz.’ der.”
(Müslim, Eşribe 103. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Et'ime 15; İbn Mâce, Duâ 19)
Huzeyfe radıyallahu anh şöyle dedi:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte yemek yiyeceğimiz zaman, o yemeğe başlamadan elimizi yemeğe sürmezdik. Bir gün onunla birlikte yemek yiyecektik. Küçük bir kız çocuğu geldi ve hemen elini yemeğe uzattı. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onun elini tuttu. Daha sonra bir bedevî geldi; onun da elini tuttu ve şöyle buyurdu:
“Şeytan besmele çekilmeden başlanan bir yemeğe katılmayı pek arzu eder. O, şu yemeğe katılmak için bu câriyeyi getirdi. Fakat ben elini tuttum. Bu bedevî sayesinde yemeğe katılmak için onu da getirdi; onun da elini tuttum.”
Sonra Peygamber Efendimiz besmele çekerek yemeğe başladı.
(Müslim, Eşribe 102. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Et'ime 15)
Sahâbî Ümeyye İbn Mahşî radıyallahu anh şöyle dedi:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in yanında birisi yemek yiyordu. Adam son lokmaya kadar besmele çekmedi. Son lokmayı ağzına götürürken:
“Bismillâhi evvelehû ve âhirehû”
dedi.
Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem güldü ve şöyle buyurdu:
“Şeytan onunla birlikte yemek yiyordu. Adam besmele çekince şeytan yediklerini kustu.”
(Ebû Dâvûd, Et'ime 15; Nesâî, es-Sünenü'l-Kübrâ, Âdâbü'l-Ekl, 15)
BÜYÜK TILSIMDA BU AYET:
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ، بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْآنِ مَا هُوَ شِفَاء وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ وَلاَ يَزِيدُ الظَّالِمِينَ إَلاَّ خَسَارًا
Ve nünezzilu minel-Kur'âni mâ huve şifâun ve rahmetün lil-mü'minîne ve lâ yezîduz-zâlimîne illâ hasârâ.
İsrâ Suresi, 82. ayet
Meali:
“Biz Kur'an'ı müminler için şifa ve rahmet olarak indiriyoruz. O, zalimlerin ise ancak hüsranını artırır.”
İsrâ Suresi, 82. ayet
Buradaki “şifa” ifadesini yalnızca maddî hastalıklar açısından değil, insanın manevî temizliği açısından da düşünmek gerekir.
Besmele ve dua ile yemek yemek, Müslüman için yemeği Allah'ın adıyla başlatmak ve nimetin Allah'tan geldiğini hatırlamak demektir.
Bu sebeple vaazdaki “mikrop”, “temizlik” ve “şeytan” benzetmelerini öncelikle manevî bir temizlik ve korunma sembolü olarak anlamak gerekir.
Burada önemli bir husus vardır:
İslam'da bir insanın yediği yiyeceğin, sırf besmele çekmediği için biyolojik olarak faydasız veya sırf besmele çektiği için otomatik olarak şifalı hâle geldiği şeklinde kesin bir hüküm çıkarmamak gerekir.
Besmele, her şeyden önce kulun Allah'ı anarak nimete başlaması, şükretmesi ve şeytanın vesvesesinden Allah'a sığınmasıdır.
---oOo---
“Bismillâhi evvelehû ve âhirehû” ve Geri Dönüş
“Bismillâhi evvelehû ve âhirehû” ifadesi, vaazdaki işarî yorumda “geri döndürmek” anlamıyla ilişkilendirilmektedir.
Tövbe de insanın günahından dönmesidir.
Tövbe Suresi'nin adı bile bize dönüşü, pişmanlığı ve Allah'a yönelmeyi hatırlatır.
Bu bakımdan:
Besmele, hatırlama; tövbe ise yanlış yoldan geri dönme olarak düşünülebilir.
İnsan hata yaptığında Allah'ın rahmetinden ümit kesmemeli, temizlenmeli ve yeniden doğru yola yönelmelidir.
AHZÂB SURESİ, 40. AYET
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ، بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
مَّا كَانَ مُحَمَّدٌ أَبَا أَحَدٍ مِّن رِّجَالِكُمْ وَلَكِن رَّسُولَ اللَّهِ وَخَاتَمَ النَّبِيِّينَ وَكَانَ اللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمًا
Mâ kâne Muhammedün ebâ ehadin min ricâliküm ve lâkin rasûlallâhi ve hâtemen-nebiyyîn. Ve kânallâhu bi-külli şey'in alîmâ.
Ahzâb Suresi, 40. ayet
Ayette Peygamber Efendimiz için:
“Allah'ın Resûlü ve nebilerin sonuncusudur.”
buyrulmaktadır.
Vaazın bu bölümünde “hâtemen nebiyyîn” ifadesi üzerinden farklı bir işarî yorum yapılmakta ve Hz. Mehdi ile ilgili gelecek tasavvurları üzerinde durulmaktadır.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur:
Hz. Mehdi'nin resûl veya nebi olduğu şeklindeki yorum, vaazın keşfî ve kişisel yorumudur; ayetin açık hükmü olarak sunulmamalıdır.
Kur'an'daki “hâtemen nebiyyîn” ifadesi, İslam âlimlerinin büyük çoğunluğu tarafından Hz. Muhammed'in nübüvvetin son peygamberi oluşuyla açıklanmıştır.
Vaazdaki işarî anlayış ise “sondan başa dönmek”, “unutulanı hatırlamak” ve insanları yeniden Allah'ın kitabına yöneltmek kavramları etrafında şekillenmektedir.
Bu bakımdan “Fâtiha” ile de sembolik bir bağlantı kurulmaktadır. Fâtiha Kur'an'ın başında bulunmasına rağmen namazın sonunda okunması ve Kur'an'ın tamamının ardından yeniden başlangıcı hatırlatması bakımından “dönüş” fikrini çağrıştırmaktadır.
İşarî olarak şöyle düşünülebilir:
İnsan bazen hakikati bildiği hâlde unutur. Sonra bir vesile ile yeniden hatırlar. Tövbe eder, besmele çeker, Fâtiha okur ve yeniden Allah'a yönelir.
Bu “geri dönüş”, insanın manevî hayatındaki en önemli dönüşlerden biridir.
Rabbim, insanlığa doğruyu bilmekte ve bulmakta yardım etsin. İdrak ve izan versin.
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ، بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّرِينَ
“Şüphesiz Allah, çok tövbe edenleri ve temizlenenleri sever.”
(Bakara, 222)
---oOo---
أَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقًّا وَارْزُقْنَا اتِّبَاعَهُ، وَأَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلًا وَارْزُقْنَا اجْتِنَابَهُ
“Allah'ım! Bize hakkı hak olarak göster ve ona uymayı nasip eyle. Bâtılı da bâtıl olarak göster ve ondan sakınmayı nasip eyle.”
وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Ve âhiru da'vâhum enil-hamdü lillâhi Rabbil-âlemîn. Âmin.
El-Fâtiha maassalavât.
سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ente, estağfiruke ve etûbü ileyk.
---oOo---
Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems, 21 Ocak 2016 Perşembe
Original Kar © glan