Rashit Tunca Board

Tam Sürüm: Arı Bal Yapmaz Bal Yapan Allahdır (Kar©glanin 21 Eylül 2017 Vaazi)
Şu anda içeriğimizin sadeleştirilmiş bir sürümünü görüntülüyorsunuz. Tam sürümü görüntüleyin ve uygun biçimlendirmeyi kullanın.
Arı Bal Yapmaz, Bal Yapan Allah'tır

(Kar©glan'ın 21 Eylül 2017 Vaazı)


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ الرَّحِيم

وَأَوْحَى رَبُّكَ إِلَى النَّحْلِ أَنِ اتَّخِذِي مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتًا وَمِنَ الشَّجَرِ وَمِمَّا يَعْرِشُونَ ثُمَّ كُلِي مِن كُلِّ الثَّمَرَاتِ فَاسْلُكِي سُبُلَ رَبِّكِ ذُلُلًا يَخْرُجُ مِن بُطُونِهَا شَرَابٌ مُّخْتَلِفٌ أَلْوَانُهُ فِيهِ شِفَاء لِلنَّاسِ إِنَّ فِي ذَلِكَ لآيَةً لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve evhâ rabbuke ilân nahli enittehızî minel cibâli buyûten ve mineş şeceri ve mimmâ ya'rişûn. Summe kulî min kullis semerâti feslukî subule rabbiki zululen, yahrucu min butûnihâ şarâbun muhtelifun elvânuhu fîhi şifâun lin nâs(nâsi), inne fî zâlike le âyeten li kavmin yetefekkerûn.

Meali:

Rabbin, bal arısına şöyle ilham etti: "Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin. Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir." Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar. Onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir (toplum) için bir ibret vardır.

Sadakallahul Aziym — NAHL Suresi 68 ve 69. ayet

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:

"Âlimler, nebîlerin varisleridir."

(Hadis-i Şerif; Tirmizî)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîme inneke hamîdun mecîd."
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîme inneke hamîdun mecîd."

Yolculuğumuza başlıyoruz:

Urganın ucunu ocağın birine bağladım, yönümü ona tuttum, sırtımı güneşe döndüm. Artık yazdan geçip sonbahar ve kışa doğru yol alıyorum. Yine iki vakit namaz daha kaçtı. Sana geliyorum kardelen çiçeği; ama bil ki sende de fazla eylenmem, senden sonra da bahar var yine. Amma Muhammed, Hatice'den sonra bir gece bir çiçekte, diğer gece diğer çiçekteydi. Arı bir çiçekte karar kılmaz; yoksa baldaki tat, çeşni ve şifa olmaz. Mevsim kışa yol tuttu artık. Ey gece, ey karanlık, ey kâinatın dibi! Çekim gücün yüksekse mevsim kardelene kadar varabilir; yoksa belki de başımıza daha varmadan kıyametler kopar.


Kim yakîn oldu cihâna gelmeği
İndiler gökden melekler sâf sâf
Kâbe gibi kıldılar evim tavaf
Hûriler geldi bölük bölük
Buğûr yüzleri nûrundan evim doldu nûr
Çevre yânıma gelip oturdular
Mustafâ'yı birbirine muştular
Dediler oğlun gibi hiç bir oğul
Yâradılâlı cihân gelmiş değil
Bû senin oğlun gibi kadr-ı cemîl
Bir anâya vermemiştir ol Celîl
Ûlu devlet buldun ey dildâr sen
Doğiserdir senden ol hulk-ı hasen
Bû gelen "ilm-î ledün" sultânıdır
Bû gelen tevhîd ü irfân kânıdır
Bû gîce ol gîcedir kim, ol şerîf
Nûr ile âlemleri eyler latîf

Allâhümme salli alâ Muhammediv
Ve alâ âli Muhammed


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:

"Âlimler, nebîlerin varisleridir."

(Hadis-i Şerif; Tirmizî)

Ve bu hadiste işaret edilen Muhammed'in mirasını devralan Hz. Mehdî aleyhisselam ise... O zaman o (Muhammed) Hatice'den sonra çokça kadınla evlenmiş; ve çokça kadınla evlenmenin faziletlerinden birisi işte bal yapmak için çokça gül koklamak gerekliliğidir. Ne kadar çok gül kokladın, balda o kadar şifa var demek olur. Çünkü arı çiçek çiçek gezdikçe, her çiçekten başka bir şifa ve öz alıp da onu balına yaparken ona katar; ve balda binbir derde ondan şifa vardır.

Peki bu günümüzde çok çiçek koklamak yasakken, yani çok evlilik insanlara uygunsuz gelmekte iken, ve yasalarca yasak iken, ikinci eşi kanun kabul etmezken... Peki zamanın bal yapan arısı, arı beyi, Mehdî aleyhisselam ise, o zaman bu hikmet ondan nasıl tecelli edecek demek yok mu? Bunu Allah bilir, Mehdî de bilir. Bu hikmet onda tecelli etmezse, bu vaazlar onda bu kadar güzel ve tali olamaz, sofrası bu kadar güzel olamaz yani.

Peygamberimiz su içtiği zaman dibinde bırakır ve kalanını içmesi için sağındakine verirdi; o da bir yudum alır, o da sağındakine verirdi. Ve bazı âlimlerin de bunu yapmış olması, bu sünneti eda etmiş olmaları sonucu, ve bu "artık su"dan içen sofiler, bazıları su içmesine rağmen sanki ballı süt tadı almışlar. Yani işte bu sünnetin sebebi hikmeti de budur yani. Bal yapan arı çiçekten öz alır, onu incitmeden bırakır, ikinci çiçeğe geçer; ikinci çiçekten de balını alır, üçüncü çiçeğe... Ve böylece ashab, işte Muhammed'den suyu alır, bir yudum içer, ve sonra diğerine verirdi ki bu bereket çoğalsın, artsın, eksilmesin yani.

Ve Hz. Ali ve soyu bu sünnetin sahipleridir; yani kimler onlar? "Ehl-i Beyt"; onun mirasını devralan hakiki âlimlerdir, hakiki Muhammed'in soyunu devam ettiren Ali soyu yani, arı soyu. Ve geçen hafta dedi ki: Arı konduğu dalı üzmez, ondan özü alır; ve sonra onun bıraktığı vakit o yine çiçektir, kırılmamıştır.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:

"(Mümin arıya benzer; konduğu dalı kırmaz, oraya zarar vermez. Toplayıp bıraktığı eseri de güzeldir.)"

(Hadis-i Şerif; Beyhakî)

Geçen haftaki hadisi yine böylece yazalım ve diyelim ki: "Kapadığın kapıyı vurup da çıkma, belki bir daha açman icabet eder." Ve arı döner gelir o çiçeğe bir daha konar, bir daha bal alır ki, aldığı bal bir damla bile olmayan bir şey zaten. Ve Hz. Muhammed Hatice ile evliyken, onu Hatice kimseyle paylaşmamışken, dünyalar güzeli Ayşe'ye sıra gelince, o Muhammed'i 12 kişiyle paylaşmak durumunda kalmış. Yani öyle olunca Muhammed'i her gönül seviyor; ismi ne, nick ismi, lakabı ne? "Habibullah" — en sevilen, en çok sevilen demek. Her gönül O'nu ayrı seviyor; O ise bütün herkesi sevmek zorunda, o gönlüne herkesi almak zorunda. Amma bireyler, onu tek seviyor ve özel seviyor. Ve Mehdî bu mirası aldıysa, onu herkes sevecek; o ise herkesi sevecek ve...

-------------------


Nedir bu çektiğim senden
Gönül derdin hiç bitmiyor
Yediğin darbelere bak
Bu da mı sana yetmiyor gönül

Her çiçekten bal alırsın
Her gördüğünle kalırsın
Sen kendini ne sanırsın
Belki bir gün uslanırsın gönül

Uslan artık deli gönül
Bak gelip geçiyor ömür
Uslan artık deli divane gönül

Dünya sana kalır sanma
Geleceği dünden sorma
Her gün gördüğün rüyayı
Aldanıp ta hayra yorma gönül

Hepimiz bir misafiriz
Zaman gelince göçeriz
Ecel acı can alırken
Her şeyimizden geçeriz gönül


-----------------

"Her çiçekten bal alırsın, sen kendini ne sanırsın" deme ey yâr! Bak bu hikmeti bir nebze anlatabildimse... "Mustafâ'yı birbirine muştular" budur yani. Elden ele, gönülden gönüle gezen bir Muhammed var. Hani bir çocuk ki o Muhammed; ve hurilerin hepsi inmiş o gece, ve O doğunca birisi eline alıp diğerine vermiş onu, ve elden ele vermişler. İlk doğduğunda yani "Mustafâ'yı birbirine muştular"; yani bütün hurilerde elden ele, gönülden gönüle gezen Muhammed ise bir tek kimse; o ise bütün hurileri sevecek. Bir arı bir günde en az üç sefer yaparmış ve yedi yüz bin çiçek koklarmış. Yani Allah bunu da, bu hikmeti de arıya vermiş; ve arı diye bir canlı yaratmış ki gönülden gönüle gezer, çiçek çiçek gezer. Ve ama bu ancak bahar gelince, yaz gelince olur.

Kardelen ise senenin başında ilk çiçek ve meyva veren; yani 3 G'den sonra — Gar, Gış, Gıyamet'ten sonra — yani karlardan sonra ilk çiçek açan, ona bal özü veren. Onun yeri ve değeri unutulur mu? Amma paylaşmak, Hatice'ye paylaşmak yok. Amma Hatice, Muhammed'in ilkiyse; amma Mehdî'nin ilki kim, ilk meyvası kim? Ama diğer herkese onu paye etmek var; onun sevgisini paye etmek var. Sen ey ikinci yâr, üçüncü yâr, paylaşmak zorundasın. "Sadece benim olsun" demek, ancak bizim sensizliğimizdir. "Severim amma sevdiğimi başkasına sevdirtmem" demek yani bencillik yani. Evet, arı olmak da zor, arıya çiçek olmak da.

Bülbülün figanı dağları aşmışsa, ey bülbül, seni duyan birisi var burada. Aradığın cevap yukarıda vaazda bir yerde yazıyor; hem de bir de Allah katında yazıyor. Eğer Levh-i Mahfuz'a bakıp da okuyabilirsen, o Mehdî kimin yâri, orada yazılı; Yusuf kimin yâri, İbrahim kimin yâri, Musa kimin yâri yazılı...

Ve Hac mevsimi geçti, ve hicrî yeni yıla girdik. Hicrî 1439'muş bu sene. Ve Arap takvimleri bu günü hicrî yılbaşı gösteriyor. Ve Muharrem'in onu, Aşure ve Hüseyin Efendimiz'in susuz şehit edilişi... Daha önceki vaazlarımızda buna geniş yer verdik. Ve yine aynı sünnete ittiba etti. Ve daha dün ya da önceki gün, hanım bahçede çamaşır sermeye çıktığında ayva dalının altından geçerken, ayvalar ağırlıktan yerlere kadar neredeyse uzandılar. Amma işte başı ayvanın birine değmiş, ve daha ermemiş ham ayva kopuvermiş. Yani iki gün önce Muharrem'in onuymuş yani. Amma aya, kamere baksak değil; ben baktım, 18 Eylül'de hilal son halinde gözüktü ve sonraki gece içtima, ve ondan sonraki gece ve günü, yani 20 Eylül, hicrî yılbaşı idi. Amma Allah katında ise, iki gün önce ayva koparım mevsimine girildiğini gösterdi. Bu sene yaz sıcak geçince, herhalde bazı yerlerde ayva erken erdi o zaman. Bizdekiler daha ham, ama işte ham ayva kopmuş. Yani Kerbelâ günü geçti; yani bu hafta Aşure haftası demek olur. Artık aşure pişiriniz. Bugün Allahu a'lem Muharrem'in 12'sindeyiz. Amma ne aydan bakıp da bilebilirsin bunu, ne güneşten; ancak Allah biliyor işte, ve bize de malum oluyor yani. Hayatın serencamı gibi malum oluyor yani.

Hicrî yeni yılınız ve Aşure haftanız mübarek olsun. Rabbim, Hüseyin Efendimiz ve efradına da gani gani rahmet eylesin.

Mehdî Kimdir?

Hasan ve Hüseyin'den olma Muhammed'in son parçası. Yani öyle olunca, Hasan ve Hüseyin kim? Muhammed'in Ali'den, Fatma'dan olma iki parçası. Ali kim? Muhammed'in amcasının oğlu; yani Muhammed'in doğduğu yıldızın parçasının parçası, ve Muhammed'in amca oğlu yani. Peygamberimizin dedesi Abdülmüttalib ve onun oğulları... Hz. Peygamber Efendimizin (a.s.m.) 10 amcası bulunduğu, babasıyla beraber 11 erkek kardeş olduğu belirtilir.

İsimleri:
Haris, Zübeyr, Ebû Tâlib, Ebû Leheb, Kusem, Dırar, Mukavvim, Hacl, Hz. Hamza (r.a.) ve Hz. Abbas (r.a.)'dır.

Yani güneş sistemimizin yapısı ve 11 gezegen ve güneş; ve yine Yusuf sistemi, 11 kardeş ve Yusuf; yine Hz. İsa, 12 Havari ve İsa. Ve güneş ise Muhammed. Muhammed ise ilk yaratılan Nur deniyor. Nur demek ise ay, yani kamer demek oluyor. Yani öyle olunca batmayan güneşin ilk parçası, ona ay olmuş olan ilk güneş... Güneş amma, işte onun da bir bütünü olunca, ilk kopan parça: Hidrojen. Ve Allah'tan ayrılan ilk parça. Ve öyle olunca yine kıyas yaptık; dersimiz dinde kıyas, yine dinde kıyas hüccettir. Ve kıyas ettik. Ve sayılarda 1, yani "Bir", tek ve bütün; ve bütün diğer sayılar ise ondan kopanlar. Yani ondan ayrılan iki parçaya biz "iki" diyoruz. Öyle olunca atomun yapısındaki bölünme, ve kâinatın ve insanın yaratılmasında yapı aynı desek mi acaba? Bundan başka yöntemi de var mıdır Allah'ın? Çünkü Allah her şeyi eşeyli yarattığını buyuruyor; "ezvac" diyor. Peki bu bölünme yöntemi dışındaki yolu ne acaba, diyelim.

Cevap: Evet var; İsa ve Mehdî yöntemi. İsa nasıl doğdu? Bölünme yolu ile mi? Hayır. Yani ruhlar nasıl çoğalır? Yani ruhların üreme şekli nasıldır? Yani parça koparma yöntemi mi? Hayır. Kur'an'da bu yöntem şöyle izah ediliyor:


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ الرَّحِيم

قَالَتْ رَبِّ أَنَّى يَكُونُ لِي وَلَدٌ وَلَمْ يَمْسَسْنِي بَشَرٌ قَالَ كَذَلِكِ اللّهُ يَخْلُقُ مَا يَشَاء إِذَا قَضَى أَمْرًا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُن فَيَكُونُ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kâlet rabbi ennâ yekûnu lî veledun ve lem yemsesnî beşer(beşerun), kâle kezâlikillâhu yahluku mâ yeşâ'(yeşâu) izâ kadâ emren fe innemâ yekûlu lehu kun fe yekûn.

Meali:

Esteuzubillah

(Hz. Meryem): "Rabbim, benim çocuğum nasıl olur? Bana bir beşer dokunmadı" dedi. (Allah şöyle buyurdu): "İşte böyle, Allah dilediğini yaratır. Bir emrin (işin) olmasını takdir ettiği zaman, sadece ona 'Ol!' der, o hemen olur."

Sadakallahul Aziym — ÂLİ İMRÂN Suresi 47. ayet

Yani bu ayet gösteriyor ki ruh veya ruhlar, koparma yöntemi ile üremiyormuş; ve "Kün fe yekün" ile ürüyormuş. Yine kıyas yaparsak:


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ الرَّحِيم

فَلَمْ تَقْتُلُوهُمْ وَلَكِنَّ اللّهَ قَتَلَهُمْ وَمَا رَمَيْتَ إِذْ رَمَيْتَ وَلَكِنَّ اللّهَ رَمَى وَلِيُبْلِيَ الْمُؤْمِنِينَ مِنْهُ بَلاء حَسَناً إِنَّ اللّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Fe lem taktulûhum ve lâkinnallâhe katelehum, ve mâ rameyte iz rameyte ve lâkinnallâhe ramâ, ve li yubliyel mu'minîne minhu belâen hasenâ(hasenen), innallâhe semîun alîm.

Meali:

Esteuzubillah

Onları siz öldürmediniz ama onları Allah öldürdü. Ve attığın zaman da sen atmadın ama Allah attı. Ve Allah, mü'minleri kendisinden ahsen belâ ile imtihan eder. Muhakkak ki Allah, işitendir ve bilendir.

Sadakallahul Aziym — ENFÂL Suresi 17. ayet

Bu ayette Davud aleyhisselamın attığı taştan dolayı "Onu sen atmadın, Allah attı" diyorsa, o zaman kıyas yapalım: Arı da bal yapmaz, bal yapan da Allah'tır. Nakşiler öyle der: "Sen viz viz yap yeter, bal yapacak olan Allah'tır" derler yani. Öyle olunca Allah'tan gayrı mevcudat yok ise, her yerde ve her şeyde O varsa, o zaman bal yapan da arı değildir; bal yapan Allah'tır.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:

"Şüphesiz Cennette bir ağaç vardır ki, bir binici gölgesinde yüz yıl yürür de o gölgenin sonuna erişemez."

İkinci rivayet:

"Şüphesiz Cennette bir ağaç vardır ki, süratle koşan at binicisi gölgesinde yüz yıl yürür de o gölgenin sonuna erişemez."

"Tûbâ, Cennette bir ağaçtır. Uzunluğu yüz yıldır. Cennet ehlinin elbisesi onun çiçek kapçıklarındandır."

Ve bu hadisi yine kıyas yolu ile tefsir edersek: Yani bir insanın bedeni bütün; ve bedendeki bir de parçalar var. El, kol, ayak birer başka bütün. Ve yine eldeki her bir tırnak yine başka bir bütün. Ve tırnak, insan bedenine göre küçük bir parça; yine kirpikler. Ve her bir kirpik ise çok daha küçük parça. Amma her bir kirpiğin içinde de onu oluşturan küçük parçalar, atomlar, moleküller var. Ve sorsan ki o kirpiği oluşturan küçük parçanın birisine: "Cennette bir tane ağaç var, ismi kirpik" ve desen ki: "Sen gibi birisi onun etrafında yüz yıl dönse ancak etrafını döner" dersen yeridir. Çünkü kirpiği oluşturan bir atom o kadar küçük ki mikroskopla görülebiliyor. Ve öyle olunca o mikroskobik büyüklükteki parçaya, bir kirpiğin kalınlığı yüz yıl gidilecek bir yol gibi gelecektir elbet.

Öyle olunca, Muhammed vakti bir beden ise — yani onun vaktinin vahdet-i vücudu olan beden ise — onların cenneti ise; Mehdî vaktindeki başka bir vahdet-i vücuttaki beden ise... O zaman Muhammed vaktinin insanına, Mehdî vaktindeki bedendeki Tûbâ ağacı veya ses telinin kalınlığı, veya kirpiğin kalınlığı sanki yüzyıllık mesafe gibi olur. Öyle olunca Muhammed ve ehli bir başka yaşayışla yaşıyorlarsa, onlar içimizdekiler ise, o zaman işte içimizdekilerin de abdeste ihtiyacı var. Ve o yüzden vücuda saf su içmek, onların guslünü, abdestini yapmasını sağlar. Bu yüzden tarikatimiz, mevsim tarikatında işte zemzem suyu duasından ve Es'elüke duasından sonra, ağzının genişliği dibinin derinliğinden geniş olan tastan su ya da süt içilir dedik ki, bu su ya da süt işte içimizdeki o küçük bedenlerin dünyasında ve parçalara yağmur olacak bizim. Üstümüzdeki vahdet olan bedende içecek; onun içtiği de bize yağmur, kar olacak. O yüzden biz mevsim tarikiyiz; yani Râşidî tarikatı, mevsim tarikatı. Yolu biz keşfettik, ve bize keşfettirdi Rabbim. Ve yolu çizen biziz. Ve öğrenmek isteyen zikrimize devam edecek, ve desturumuza uygun hareket edecek, vaazlarımızı dinleyecek, ve her gün yeni bir yolda yol alacak.

Rabbim, bu ahir zamanda aklın arttığı şu çağda insanlığa İsa'yı da Mehdî'yi de anlama idraki versin.

---oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ

''Allahım! Bizlere hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasip eyle..!''


وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne, Amiyn.

Elfatiha maassalavat.


سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.

--OoO--

Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems, 21 Eylül 2017 Perşembe

Original Kar © glan